Esans katılarak üretildikleri ve ferahlatıcı bir koku yaydığı için halk arasında “mis sabunu” olarak da anılan meyve sabunlarının, tarih boyunca saraydan gelen siparişlerin öncelikli olarak karşılanması gerektiğinden dolayı “saray sabunu”, padişahın gerek hijyen gerekse hediye sunmaktaki titizliğinden dolayı “padişah sabunu” olarak tanımlandığı da bilinir.
Devlet yönetimi ve halk tarafından rağbet gören meyve sabunculuğu, özellikle 19. yüzyılın başlarında Edirne'de popüler mesleklerden biri haline geldi. 19. yüzyılın son çeyreğinde ve 20. yüzyılın başlarında Bedesten ve Arasta Çarşısı’nda meyve sabunları satan dükkânların kırktan fazla olması, "Sabuni" adlı bir mahallenin bulunması, meyve sabunculuğunun Edirne’de ne kadar önemsendiğinin ve önemli gelir kaynaklarından biri olduğunun göstergesidir.
"NADİDE" BİR AKSESUAR
Meyve sabunları, halkın süs eşyası ve hediyelik olarak sıklıkla tercih ettiği aksesuarlardan biri olmasının yanı sıra, kalite ve uzun süre kalıcılığını koruyan esansı nedeniyle devlet erkanı arasında da çok “nadide” bir süs eşyası haline gelmiştir.
Edirne’de üretilen “mis kokulu” meyve sabunlarının hepsi piyasada satılmaz, büyük bir kısmı padişahın isteği üzerine İstanbul'daki Topkapı Sarayı'na gönderilirdi. Özellikle padişah kızları ve cariyeleri odalarında mutlaka meyve sabunu bulundurur, kokulu meyve sabunlarını çeyizlerinin önemli bir parçası olarak görürlerdi. Ayrıca padişahların yabancı devlet başkanlarına gönderdiği hediyeler arasına meyve sabunları konulmasına da özen gösterilirdi.